10 Ocak 2012 Salı

#Buz Pateni Yapmayı Öğrendim. #Kayak Yaptım.

Tarih:19-21.01.10

Bu aktiviteleri çok önceden yapmış olmama karşın listemde bulunduğu için yazmak istedim.
Uludağa lise yıllarında, okul gezisi ile gitmiştim. Klasik geziler gibi cuma gecesi yola çıkış ve pazar gecesi dönüş vardı. Aslına bakılırsa sadece turizm liseleri için klasik çünkü diğer meslek liselerine,düz anadolu ve düz fen liselerine sadece günübirlik gezilere izin veriliyor. Son 4 5 yıldır, turizm liselerine bu konuda ayrıcalık tanındı. Gerçekten harika bir ayrıcalıktı.

Cuma gecesi, 22:00'da okul önünde toplanıp yola çıkmıştık. Hocalar ön koltuklarda oturuyor diye herkesin arka koltukları kapma çabaları ve aynı zamanda cam kenarında oturma tartışmaları. Liseliyiz, ergeniz tabii. İlk 2 3 saat kaynaşmalar, ergen şakaları, ergen muhabbetleriyle geçti ve sonra patır patır dökülüp çoğumuz uyuduk. 
Sabahın körü bir saatte Bursa'daydık. O zamanlar saçma ve gereksiz bulduğum camii gezileri, tur rehberlerinin anlattığı fakat benim bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıkan camiilerin tarihleri. Ayakkabılarımı çıkarmaya üşendiğimden girmediğim camiiler. Şimdi olsa girerdim diye düşünüyorum, çünkü sergiler, müzeler,camiiler artık daha çok ilgimi çekiyor ve gidip görmek istiyorum. Fakat hava çok soğuk olduğundan yine bir üşenme payım da olabilir. Sanırım, merakım üşenmeme ağır basar.
1 otobüsü idare edemeyen tur liderimiz. Tanrı onu kutsasın. Resmen grubun bir kısmı camiide kalmıştı, biz turu tamamlamak üzereydik ve kimse fark etmedi. Sonuç olarak grup tamamlandı ve otele geçtik.

Çok şanslıyız ki, otelin süit odasında 5 kız kalmıştık. Zaten -biraz turizmci gibi konuşayım- 3 twin bed 1 french bed vardı. Tam sığmıştık anlayacağınız. Belki de anlamayacağınız. twin bed'i ve french bed'i bilenler anladı. Neyse Kapatalım.

Geziye gelen hocalar, süit odamızla,kendi odalarını değiştirmemiz için ricada bulunmuştu fakat biz kibarca geri çevirmiştik.
Tur rehberiyle bayağı samimi olmuştuk ama o da yalaka şerefsizin biri çıktı neyse o konuya girmeyelim. Süit odayı almış olmamız birazda samimiyetimizden kaynaklanıyor olabilir. Neyse üzümünü ye bağını sorma demişler.


                                                      
                                              Kayak pantolonu ile buz pateni yapan kro - Ben

Otele yerleşttikten sonra, Fahri otele buz pateni yapmaya gittik(Büyük Otelde konaklıyorduk). Yanlış hatırlamıyorsam 40 dakikası 20 TL gibi bir ücreti vardı o zamanlar. Açıkçası normal paten kaymış olanlar için  olanlar için buz pateni yapmak, patenlerin üstünde durmak hiç zor değil.
2 3 defa inanılmaz düşmüş olsamda, yılmadan kaymaya devam ettim.



Ertesi gün, kayak yapma kararı aldık. Çok biliyormuşuz gibi hah! 10 kişi 1 kayak hocası tuttuk (burada random gülmek istedim ama yazımın içine etmek istemediğimden kendimi engelliyorum).
1 saat, 10 kişi doğal olarak sadece kar sapanını öğrenebildik. Bu duruş, ağırlığınızı dizlerinize verip, dizlerinizi kırmanız ve ayaklarınızı uçları bırbırıne bakacak şekilde tuttuğunuz duruş. Çok zor değil. Hatta en kolayı. Bütün kayağı kar sapanıyla tamamladım. Komedi açıkçası. Üstelik, telesiyejle zirveye çıktık. O derece havalıyız yani, bu işi biliyoruz ya ! Her neyse, düşe kalka o zirveden nasıl indim ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Hatta öyle düştüm ki, kayaklar ayağımdan fırladı ve ayarını bozdum o derece. Allahtan bir bilen durdu da, kayağımı ayağıma göre ayarladı. Yoksa kurda kuşa yem olurdum mazallah. 
En son, tam vardım derken bir daha düştüm. Bu düşüş hit düşüşümdü. Düşüş esnasında aklımda tek soru vardı : Öldüm mü lan?. Ölmediğimi fark edince, tüm acılarımı yok sayıp kaymaya devam ettim. Nasıl bir hırs yaptıysam artık, ölümüne kayak yapıyorum.

Selam ! 38342 kilo olduğum zamanlardan merhaba!
         



Kayak yapmayı bitirdiğimde, yürüyemez haldeydim. Sağ bacağımın dizden aşağısında feci bir ağrı. Kırıldı sandım. Doktora gittiğimde düşüşümü anlattım ve bana söylediği tek söz: Kemiklerin sağlam olmasa bacağın sizlere ömürdü yavrum,sadece incinmiş. İki bacağımı karşılaştırdığımda, incinen bacağım diğerinin iki katı olmuştu. Bileklikle daha rahat yürüyordum. Yaklaşık 1 haftada düzeldi, derin bir oh çektim.

Gezi dönüşünde, Bursa'da iskender yemeyi ihmal etmedik. Ne yalan söyliyim, hiç beğenmedim. Hadi biraz reklam yapayım, Büyükçekmecedeki Bursa İskenderin iskenderi bile daha güzel, hatta hayatımda yediğim en iyi iskender diyebilirim.
Ertesi gün ingilizce sınavım vardı hiç unutmuyorum. Fiillerin 2. ve 3. hallerini artık nasıl ezberlediysem, hala aklımda. Bunu da neden yazdığımı bir bilsem, o zaman hayat daha güzel bir yer olacak.

Ben bu geziyi, unutulmaz uludağ olarak adlandırıyorum. İnanılmaz eğlendiğim ve hayatımın ilklerini gerçekleştirdiğim bir geziydi.

Uludağ ölmeden mutlaka görülmesi gereken, huzur dolu bir yer.Yanınızda 2 3 kafa dengi arkadaşınız oldu mu, tamamdır !


Gözde/İçimden Gelen Her Şey

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İzleyiciler